"Şam’ın efendisi, Suriye’nin geleceği olamaz" [fr]

Şam’ın efendisi Suriye’nin geleceği olamaz

LE MONDE gazetesi | 27.02.2015

Beşar Esad, münzevi bir yaşam sürdürdüğü sarayından, artık sadece kendi halkına savaş yürütmekle yetinmiyor : kendi kendine eski saygınlığına yeniden kavuşma girişimi başlatmıştır. Batı medyasında, kaosa karşı kendini adeta bir kale gibi göstererek aşırılık yanlılarının yol açtığı büyük korkudan yararlanma çabasına girmiştir. Bazıları bu söylemden etkilenmiş görünüyorlar : terör karşısında, adaletsizliğin ve diktatörlüğün kargaşalığa tercih edilebilir olduğunu söylüyorlar.

Gerçekte, Beşar hem adaletsizliği, hem kargaşalığı, hem de terörü temsil ediyor. Bizler ise, Fransa ve İngiltere olarak, bunun üçüne de hayır diyoruz.

Ve Beşar Esad’ın, Birleşmiş Milletler özel temsilcisi Staffan de Mistura’nın kendisine yaptığı, Halep’in sivil halkına yönelik bombardımanın altı aylık bir süre için durdurulmasını öngören öneriyi kabul ettiğini iddia etmesine ilişkin karamsarlığımız da bu nedenledir. Sn. de Mistura’nın özverili çalışmalarını ve gayretlerini takdir ediyoruz. Şiddetin somut ve kalıcı olarak azaltılması arzusunu paylaşıyoruz. Ancak, geçmişteki eylemleri sebebiyle, Beşar’ın sözüne itibar etmemiz mümkün değildir.

Kendisi, barbarca sivil bir savaş yürütüyor. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi işlemiş olduğu suçların listesi kabarık. Bu suçların her ne kadar terörle mücadele adına işlendiği iddia edilse de, aslında sistematik bir siyaset çerçevesinde işlenmişlerdir. Kimyasal silahların kullanımını, Suriyeli sivillere karşı başvurulan kör şiddeti, Sezar adıyla tanınan rejimin eski bir üyesi tarafından dünyanın gözleri önüne serilen Esad’ın cezaevlerinde işlenen işkence ve cinayetlere dair korkunç fotoğrafları unutmayalım.

Gerçekte Beşar, bir yıl öncesine göre daha zayıftır ve giderek daha da zayıflamaktadır. Ordusu güçsüzleşmiştir. Keza, orduyu terkeden askerlerin sayısı her geçen gün giderek artmakta. Öyleki, paralı asker bulabilmek için Asya’ya kadar uzanan Esad, ülkeyi yöneten Hizbullah gibi bölge derebeylerinin bir kulu haline gelmiştir.

Müzakere edilen siyasi bir çözüm

Beşar’ın gerçekte artık ülkesi üzerinde hiçbir kontrolü kalmamıştır. Ne toprak kaybettiği ve ılımlı muhalefetin cesurca savaştığı kuzeyde, ne Daesh’e hiçbir direniş göstermediği doğuda ne de El Kaide’nin bir uzantısının yerleştiği batıda. Kendi sınırlarına gelince, bunlar bütünüyle kevgire dönmüş durumdadır.

Beşar Esad’ı aşırılık karşısında bir çözüm olarak önermek, radikalleşmenin nedenlerini görmezden gelmek demektir. 220 bin ölü ve yurtlarını terketmek zorunda kalmış milyonlarca insandan sonra, Suriyelilerin çoğunluğunun, kendilerine zulmeden kişinin yeniden yönetimi altına girmeyi kabul edeceklerini düşünmek hayalciliktir. Bu insanların Beşar’sız bir Suriye’de daha iyi bir geleceğe dair ümitlerini yıkmak, daha fazla Suriyelinin radikaleşmesine, ılımlıları aşırılığa itilmesine ve Suriye’de cihatçı bir kalenin güçlendirilmesine yol açmak anlamına gelecektir.

Kendi ulusal güvenliğimiz için, Suriye’de Daesh’i yenmeliyiz. Aşırı güçlerle mücadele etmek için bir ortağa, dolayısıyla da muhtelif Suriyeli taraflar arasında müzakere edilmiş ve birlik hükümetinin kurulmasına yönelik bir siyasi çözüme ihtiyacımız var. Söz konusu birlik hükümeti, mevcut rejimin bazı yapılarını, Ulusal Koalisyon’u ve Suriye’ye dair ılımlı, kapsayıcı ve ülkenin farklı topluluklarına saygı gösteren bir vizyona sahip diğer bileşenleri bir araya getirmelidir. Beşar Esad’ın bu çerçeveye dahil olmasının mümkün olmadığı bizim için açıktır.

Bu geçiş, gerek Suriye halkına geleceğiyle ilgili yeniden ümit verilmesini, gerekse Daesh’in asıl ortaya çıkış nedenlerini ele almamızı sağlayacaktır. Bizler bunun üzerinde çalışıyoruz. Görevimiz kolay değil ve herbirimiz üzerine düşeni yapmalıdır ancak Fransa ve İngiltere bunu başarmak için hiçbir çabadan kaçınmayacaktır.

Laurent Fabius ve Philip Hammond (Fransa ve İngiltere Dışişleri Bakanları)
(Traduction de l’Ambassade de France en Turquie)

publié le 06/03/2015

haut de la page